Ali Gav Medresesi

Ali Gav Medresesi

Ali Gav Medresesi

Mahmudiye Medresesi isimleri ile de tanınan Ali Gav Medresesi’nin 1200’lü yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor.

Konya, tarihi ve kültürü bakımından görülmeden geçilmeyecek eserlerle dolu. Bu sebepledir ki şehirde yaşayan birçok insanın bile henüz tanışmadığı tarihi mekânlar var. Ali Gav Medresesi de bunlardan sadece biri. Konya Tarla Mahallesi’nde bulunan Ali Gav Zaviyesi ve Türbesi, Mahmudiye Medresesi ismi ile de tanınıyor. Medresenin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve mimarı hakkında bir bilgi veremiyoruz. Yapı, üslubuna bakılarak XII.-XIII. yüzyıllarda inşa edildiği sanılan bir Selçuklu eseri. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmış bir eser. Dikdörtgen planlı tek katlı bir medrese olup, tek veya iki eyvanlı medreseler grubunda yer alıyor.

Burasının Konya’daki kapalı medreselerin ilk örneklerinden biri olduğu ileri sürülüyor. Mimarisi ve bezemeleri ile de döneminin tüm özelliklerini yansıtır güzellikte. Medresenin dikdörtgen, üzeri kubbeli revaklı bir avlusu, güneyinde baş eyvanı, onun iki yanında da kubbeli iki odası bulunuyor. Bu odalardan birinin türbe, diğerinin de kışlık dershane olduğu sanılıyor. Mekânların üzerini örten kubbelerin üçgenler ile üst örtüye geçişi sağlanmış.

Ali Gav Medresesi’nde yapılan kazılarda, özellikle kubbeli mekânlarda firuze renkte çinilerle karşılaşılmış. Ele geçen bu örnekler, medresenin ilk yapımında çinilerle bezendiğini gösteriyor. Medrese, 1901 yılında yapılan eklemeler ve daha sonraki onarımlardan sonra Mahmudiye ismi ile tanınıyor.

Medrese’ye ismini veren Ali Gav kimdir?

Ali Gav hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte bazı kaynaklara göre; Ali Gav, on birinci asırda yaşamış gazi ve mücâhid şeyhlerinden biri. Doğum ve vefât tarihleri bilinmiyor. O dönemde Selçuklu Türkleri, gönül verdikleri İslâm dinini yaymaya ve çoğalan nüfusa yeni yerleşim yerleri aramaya çalışıyorlardı. Bu cihat hareketi esnasında Afşin Bey’in kuvvetleri arasında dikkati çeken bir kişi vardı; Derviş Ali. Bu zât, Afşin Bey kumandası altındaki kuvvetlerin manevi komutanı ve fetihlerin manevi fâtihi. Hiç bir ânını boşa geçirmek istemeyen, her nefesini, Allah’ü Teâlâ’nın dinini yaymak için sarf eden bir zattı. Gazileri devamlı cihâd etmeye ve İslâmiyet’i yaymaya teşvik ederdi. Fırsat buldukça da İslâmiyet’in emir ve yasaklarını öğretmekle meşgul olurdu.

1068 yılında Konya kuşatma altına alındı. Günlerce süren muhasaraya rağmen şehir bir türlü düşürülemedi. Ordu komutanı şehri kuşatan duvarları savaş yoluyla aşamayacağını anlayınca, harp meclisini toplayarak ne yapılması gerektiğini sordu. Bu gibi durumlarda gazi şeyhlerin sözlerine çok itibar edilirdi. Meclistekiler, Şeyh Ali’ye bakarak onun konuşmasını beklediler. Şeyh Ali kısa bir murakabeye, düşünceye daldıktan sonra; “Ordumuz kuşatmayı kaldırıyormuş gibi geri çekilsin ve gizlenelim. Sonra gizlice kaleye girmenin çaresini araştırırız.” dedi. Bu teklif, emirler tarafından beğenildi. Selçuklu kuvvetleri dağınık bir şekilde çekilmeye başladılar. Selçukluların çevreden tamamıyla uzaklaştıklarını gören ve günlerce süren muhasaraya rağmen teslim olmadan kuşatmayı atlatmanın sevincine kapılan şehir halkı, birkaç gün sonra normal yaşantılarına başladı. Kapılar açıldı. Çarşı ve pazarda faaliyetler normal seyrine döndü. Bir gece şehre dönmeye başlayan sığır sürülerinin arasına bir öküz postuna bürünmüş bulunan Şeyh Ali de karıştı ve böylece kimseye belli etmeden şehre girmeye muvaffak oldu. Şehirde, akşam karanlığında kimseye görünmemeyi başararak bir yere gizlendi. Herkesin yorgunluktan derin uykuya daldığı bir saatte yavaşça gidip, şehri kuşatan duvarların kapısını açtı ve o gece yakınlara kadar gelerek bekleşen askerlere kararlaştırdıkları işareti verdi. Şeyh Ali’nin her türlü tehlikeyi göze alarak açmayı başardığı kapıdan şehre akan askerler, nöbetçileri de tesirsiz hâle getirdikten sonra şehre hâkim olmakta gecikmediler. İşte şehrin ele geçirilmesi sırasında bu gazi şeyhe, öküz postuna bürünmesinden dolayı Ali Gav Sultan denildi. Vefatı hakkında kaynaklarda bir bilgi bulunmayan Ali Gav Sultan, Konya’da Akıncı mahallesi Tolaltı sokağındaki zaviyesinde medfun. Medrese ruhuna uygun hizmet verecek

Kitabesi günümüze kadar ulaşamayan bu medrese, yapılan restorasyonla birlikte modern bir görünüme kavuşarak tarihimizi ve öz değerlerimizi tanımak isteyenlere kapısını açtı.

Virane halindeki medrese Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Vakıflar İl Müdürlüğü’nden kiralanarak 1 milyon liranın üzerinde bir harcama ile restore edildi. Restore sonrası Komek Gelenekli Sanatlar Merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

Konya’da görmek isteyeceğiniz bir diğer müze ya da medrese Sırçalı Medresesi’dir.

İnce Minare Müzesi

Ayrıca sosyal medya kanallarından Konya’daki güncel gelişmeleri takip edebilir ve de youtobe kanalımıza abone olup bizi izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/channel/UCkPFXd5HAvv9p19zw81mO7w?view_as=subscriber