Konya Düğün Pilavı

Konya Düğün Pilavı

Çocuklar, yaşlılar, gençler, komşular, yolcular, fakirler, zenginler… Eli kaşık tutan herkes bu sofralarda yerini alıyor. Hatta gittiği herhangi bir düğün sofrasında kaşıksız kalma kaygısı çekenlerden cebinde kaşıkla gelenler bile oluyor çoğunlukla.

Konya gelenek çeşitliliği bakımından oldukça zengin bir şehrimiz. Kültürlerine oldukça bağlı olan şehir halkının yaşattığı geleneklerden olan ‘düğün pilavı’nı konu alacağız bu yazımızda. Özellikle yaz aylarında hemen her sokakta karşımıza çıkan düğünlerden birine konuk oluyoruz. Zaten izin almaya da gerek kalmıyor çünkü ‘düğün pilavı’nın en çekici yanı sadece davetli misafirlerine değil, oradan geçen ve katılmak isteyen herkese açık bir sofra olması.

PİLAVI ERKEK TARAFI HAZIRLIYOR

Düğün sahiplerinden erkek evi tarafından yaptırılan ‘düğün pilavı’ basılan davetiyenin neredeyse üç katının katılabileceği düşünülerek hazırlatılıyor. Sahiplerinin ekonomik durumlarıyla doğru orantılı olarak, 3 bin kişiden 20 bin kişiye kadar hazırlatılan sofralar, oradan geçen herhangi bir kişiyi bol ikramlarıyla misafir edebiliyor.

Mayıs aylarında başlayıp ekim ayı sonuna kadar sürebilen sofralardaki menü ilk günden beri hiç değişmeden hep aynı sırayla geliyor misafirlerin önüne. Sabahın erken saatinde, damat eşliğinde ‘kazan açma’ diye adlandırılan tören dualarla başlıyor. Duanın ardından aşçılar, hazırladıkları her bir yemeği damada ve diğer katılımcılara tattırıyor. Kazan açmanın ardından konukların ağırlanması faslına geçiliyor.

HERKES AYNI TABAKTAN YİYOR

Konuklar, bir masa ve etrafına konulan 8-10 tabureden oluşan sofranın başına geçiyor. Her bir masada kişi sayısı tamamlandığında, yine dua eşliğinde o masanın servisine başlanıyor. Masa için sorumlu kişi, ilk olarak ‘düğün çorbası’ olarak da adlandırılan ‘yoğurt çorbası’nı ikram ediyor. Ardından da beklenen ‘düğün pilavı’ masadaki yerini alıyor.

Herkese ayrı ayrı açılmıyor servis, sofranın etrafındakiler aynı tabağa daldırıyor kaşığını. Ortak tabaktan yeme kültürüne yabancı misafirler hemen fark ediliyor çünkü başlangıçta tedirgin bir şekilde kaşıklarını tabaklara uzatıyorlar. Ancak diğer misafirlerin son derece iştahlı bir şekilde yemeleri ve masadaki yemeklerin dayanılmaz lezzeti karşısında her şey unutuluyor. Herkes gibi onlar da kendilerini keyifli bir şekilde kaşık sallarken buluyor.

PİLAVA BAMYA ÇORBASI İLE ARA VERİLİYOR

Eskiden sadece koyun etinden yapılıp kemikleriyle birlikte sunulan etli pilav şimdi daha kolay tüketim amaçlı kuşbaşı kavurma etle pişiriliyor. Pilavı bu şekilde yiyen konuklara bir anda bamya çorbası ikram ediliyor. ‘Düğün pilavının sırası geçti’ diye düşünen sofra acemileri ‘doymadık’ diye üzülebiliyor bu sırada. Ancak bamya çorbasından sonra pilav tekrar masadaki yerini alıyor. Sofranın konukları ‘tamam’ diyene kadar da pilavlar birbiri ardına gelip gitmeye devam ediyor.

‘KALLEŞ’ BAMYA

Bu arada düğün pilavı kültürünün ‘kalleş’ yemeği olarak da adlandırılan bamya çorbasına bir parantez açmak istiyoruz. Bamya çorbası, bu yörede bol yağlı yapıldığından, donmasın diye olabildiğince kaynar servis ediliyor. Bunu bilmeyen konukları kandırmak amacıyla sofranın en kıdemlilerinden biri çorbadan bir kaşık alarak, “Bamya da çok soğukmuş.” diyor. Buna inanıp çorbaya kaşığı daldıran kişinin ağzı yanıyor. Bu küçük şaka ile sofradaki neşe de artıyor.

Pilav faslının ardından ‘irmik helvası’nın da gelmesi ile sohbetler iyice ‘tatlı’laşıyor. Zerde isimli tatlının da yenilmesinin ardından dua okunup o sofradan kalkılıyor.

ARTIK FİRMALARDAN HİZMET ALINIYOR

Konya’da düğün pilavını eskiden düğün sahipleri organize etse de şu anda bu hizmeti veren irili ufaklı yüzü aşkın firma var. Bu firmalarda yüzlerce aşçı, binlerce aşçı yamağı ve garson çalışıyor. Düğün yemeklerinde tonlarca pirinç, et, yağ, irmik ve bamya kullanılıyor. Evlatlarının mürüvvetini görmek isteyen aileler, yemek için en az 6 bin TL’yi gözden çıkarıyor. Ailelerin ekonomik gücüne göre bu rakam 100 bin lirayı da bulabiliyor.

DÜĞÜN ÇORBASIYLA, MİSAFİR SAYISI ÖĞRENİLİYOR

Konya geleneksel düğün pilavına ilişkin araştırmaları bulunan Ali Sait Öge şu ilginç bilgileri paylaşıyor: “Düğün sofralarımızda son derece cömert bir şekilde herkese açık bir yemek servisi yapılıyor. Ama ilk yemeğimiz olan ‘düğün çorbası’ her bir masaya sadece bir tabak gelecek şekilde ikram edilir. Bunun nedeni düğün sahibinin kaç kişiye yemek verdiğini bilmek istemesidir. Düğün sahibi, bu bilgiyi kazanın başına geçip aşçıyla birlikte giden çorba tabaklarını sayarak elde ediyor.”

DENİZALTI’NA HAZIR MISINIZ?

“Düğün pilavına yabancı olan konuklarımızın bize en çok sordukları sorulardan biri olan ‘denizaltı’ pilavın hikâyesi ise şöyledir; eskiden ikramların sonuna doğru et kalmadığından, masalara sonlara doğru sadece pilavın bulunduğu tabaklar gidermiş. Ancak düğüne gelen önemli misafirler bir tabak daha istediklerinde, diğer masadakilere ayıp olmasın diye düğün sahibi eti pilavın altına gizlermiş. Tabak etsiz pilav gibi görünse de altının etli olduğunu kimse bilmezmiş. Bu yöntemi zamanla herkes öğrenmiş ve bu üstü pilavla kapalı et, ‘denizaltı’ namıyla meşhur olmuş.”

BİR KONYA ANISI:  “GONYAYA GELİP, PİLAV YİMEDEN OLMAZ!”

Arkadaşımız Bekir Sami Kahya, DSİ Genel Müdürlüğü’nden arkadaşları ile birlikte Konya’ya düzenledikleri geziden şu güzel anı ile dönüyor: “Birlikte çalıştığımız arkadaşlarla bir otobüsü doldurup Konya’ya bir gezi düzenlemiştik. Nalçacı civarındaki kırmızı ışıklardan birinde durduğumuzda, yabancı plaka olduğumuzu fark eden bir araç yanımıza yaklaştı ve ‘şehrimize hoş geldiniz’ dedi. Ardından da Konya şivesi ile, ‘Gonyaya gelip, pilav yimeden olmaz, bugün de pazar… Buyurun pilava gidelim, size düğün pilavı ikram idelim’ dedi. Arkadaşlar bu garip teklifin şaşkınlığı içerisindeyken peşine düştüğümüz araçla birlikte kendimizi çok geniş bir alandaki ‘düğün pilavı’ organizasyonunda bulduk. Bir otobüs dolusu insana ‘siz nereden çıktınız’ demeyen o mübarek insanların her biri, Peygamber sünneti olarak, sevgi ve kardeşliği pekiştiren aynı tastan yiyor. Bizler de oturduk sofraya, kaşıkları daldırmaya başladık. Tabakların biri gidiyor, biri geliyor. Derken masalardan memnun ve şaşkın bir şekilde kalkıp gitmeye hazırlanırken, bizi yoldan çeviren amca beliriyor karşımızda. ‘Ağalar çay içtiniz mi?’ diye soruyor. Bizi çay ocağının başına götürüyor ve hemen geliyor çaylarımız. Bu da düğün çayı… Çaylarımız bitince teşekkür ediyoruz hepimiz, düğün sahibi olmayan ama bizi yoldan çevirip düğün pilavı yediren amcaya. Ardından sevinç ve şaşkınlık içerisinde yola koyuluyoruz.”

HANGİ RESTORANLARDA DÜĞÜN PİLAVI YENİR?

Akyokuş

Mevlevi Sofrası

Damla Restoran

Mevlevi Sofrası

Mevlevi Sofrası

Konya’da yemek isteyeceğiniz şehre özgü diğer lezzet ise fırın kebabıdır.

Fırın Kebabı Nasıl Yapılır ?

Ayrıca sosyal medya kanallarından Konya’daki güncel gelişmeleri takip edebilir ve de youtobe kanalımıza abone olup bizi izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/channel/UCkPFXd5HAvv9p19zw81mO7w?view_as=subscriber