Mevlana Türbesi

Mevlana Türbesi

Mevlana Türbesi

Burası, Topkapı Sarayı’ndan sonra Türkiye’de en çok ziyaret edilen ikinci tarihi mekân. İnanç turizmi açısından büyük önem taşıyor.

1925’te Tekke Türbe ve Zaviyelerin Kapatılması Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesiyle, Mevlânâ Dergâhı ve Müzesi adıyla yeniden düzenlendi. Müzeyi otobüsler dolusu turist geziyor. Ne zaman akın edecekleri de pek belli olmuyor. Özellikle tenha olduğu zamanlarda çok etkileyici ve huzur veren bir mekân. Sadece dervişlere ait sandukalar değil, aynı zamanda XII. yüzyıldan XIX. Yüzyıla kadarki bir zaman dilimine yayılan Selçuklu ve Osmanlı yazmaları muazzam incelikte. El yazması Kur’an ve Mesnevi’ler, ceylan derisine yazılmış IX. yüzyıl Kûfî Kur’an ve sureleri, altın varakla süslenmiş sayfalar da insanın aklını başından alıyor. Türbede dervişlerin sandukalarının arasında, özellikle Yeşil Kubbe’nin altındaki Mevlâna ve oğlu Sultan Veled’in sandukalarının önünde durup dua edenlere sıklıkla rastlanıyor. Ayrıca müzede derviş hücreleri, mevlevi çalgıları, Mevlâna’ya ait kişisel eşyalar, giysiler, seccadesi ve Selçuklu halıları bulunuyor. Birkaç kez gezilebilir, çünkü her köşesinde bir detay gizli.

MEVLÂNA MÜZESİ: GÜL KOKULU DERGÂH

Bugün sayısız insanın ziyaret ettiği Mevlana Müzesi, Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın Hz. Mevlana’nın babasına hediye ettiği gül bahçesi üzerine kuruldu.

Mevlâna Celâleddin Rûmî’nin babası Sultânü’l-Ulemâ (Âlimler Sultânı) Bahâed-din Veled’e, Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad bir gül bahçesi hediye etti. Bu bahçede, 17 Aralık 1273 yılında Hz. Mevlâna’nın vefatı üzerine bir kabir yapıldı ve 1274 yılında da kabir üzerine bir türbe inşa edildi. Geçen yılların ardından 1396 yılında çini kaplı külâh ve kubbe yapılmasıyla gül bahçesi üzerindeki yapı genişledi.

1954’te Müze Oldu

Fakat süreç içerisinde Anadolu Selçukluları döneminde yaptırılan semâhâne ve mescidin yetersiz kaldığı görülünce XVI. yy.da II. Selim tarafından inşa edilen semâhâne ve mescid, III. Murad zamanında matbah-ı şerîf ve dedegân hücrelerinin ilâvesiyle külliye hâline döndü. Mevlâna Dergâhı Mevlevîliğin merkez âsitânesi olarak 1925 yılına kadar hizmet vermeye devam etti. 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra 1927 yılında yapılan düzenleme ile Konya Âsâr-ı Atîka Müzesi olarak ziyarete açıldı. 1954 yılında ise yapılan yeni düzenleme ile Mevlâna Müzesi adını aldı.

Müzede Hz. Mevlâna ve Mevlevîliğe ait eserler ile el yazması kitaplar, levhalar, kandiller ve mûsıkî âletleri sergileniyor. Buradaki ihtisas kütüphanesi ise 1854 yılında Postnişin Mehmed Saîd Hemdem Çelebi tarafından kuruldu. Kütüphanede Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemine ait 2756 cilt içinde 4.000’in üzerinde el yazması eser bulunuyor. Kitapların tamamı CD ortamına aktarılarak araştırmacıların istifadesine sunuluyor.

Ziyaret saatleri : Bayramlar da dahil olmak üzere haftanın her günü ziyarete açık. Pazartesi günleri 10.00-17.00   diğer günler ise 09.00-17.00 saatlerinde ziyarete açık.

Yakındaki restoran : Damla Restoran, Kandil Etliekmek

Yakındaki kafe : Dede Bahçesi

Yakındaki otel : Hilton Garden, Hich Hotel, Rumi Hotel

Konya’da görmek isteyeceğiniz bir diğer müze ya da medrese için aşağıdaki linkimizi tıklayabilirsiniz.

Ayrıca sosyal medya kanallarından Konya’daki güncel gelişmeleri takip edebilir ve de youtube kanalımıza abone olup bizi izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/channel/UCkPFXd5HAvv9p19zw81mO7w?view_as=subscriber